LİSE

Dün akşam üzeri, metrodan çıkıp, eve doğru gelirken etrafta bitiş zili ile beraber sokaklara dağılmış lise öğrencilerini gördüm. Heyecanlı ve sayıca çok olan öğrencileri izlemek, bana kendi lise yıllarımı hatırlattı. Sanki hemen dünmüş, sanki yıllar önceymiş gibi gelen lise anılarımı. 

Kazaklarımız ile uyumlu olsun diye aynı renk giydiğimiz converseler ile ne kadar da havalıydık. Kışın bile çıkarmazdık ayağımızdan, her yeri delik teşik olduğu halde! Delik olması havasına hava katardı ya zaten. Ayaklarımız donsa da onları çıkartıp, bot giymezdik. Eteğimizin altından tek hamlede üzerimize geçirdiğimiz kareli pantolonlarımız, kolları yamalı kadife ceketlerimiz, çantamızdan hiç eksik etmediğimiz Küçük İskender kitaplarımız, içine şiirler yazılmış, fotoğraflar yapıştırılmış defterlerimiz.. Tömbeki'deki sonu gelmez sohbetlerimiz, okul ile dershane arası, Ezgi kafede içtiğimiz kivili çaylarımız ve koltuğumuzun altına aldığımız tavla kutuları... Dostluklarımız, kaygısızlığımız,  hayallerimiz! Düşünürken gülümsediğim onlarca anı! 

Zamanı durduramazsın, su gibi akıp gider derlerdi de inanmazdık. Bir an önce büyümek isterdik. On sekiz olmak, üniversiteye gitmek, işe girmek. Halbuki en keyifli, en umursamaz, en çıkarsız yıllarmış.   Dostlukları baki kalan, gençlik anılarını, büyürken hep yanında taşımak istediğin insanlar. Gözlerine baktığında hala tavlada bir ters, bir yüz olan o çocuğun masumluğunu görmek. Tüm uzaklıklara, tüm zorluklara rağmen yan yana yürümek ve büyümek! Daha nicesi; beraber yaşlanmaya doğru evrilmek!


Yorumlar

Popüler Yayınlar