ZORBA


Yeni taşınan, birbirinden oldukça farklı iki adamın hikayesi.



Biri özgürlüğüne düşkün, Momento De La Vida diye geçiriyor zamanını. Hiç kimseye, hiç bir şeye bağlı olmak istemiyor. Canı o an şarabını bitirmek istiyorsa, diğer meselelere bakmıyor, yerinden kalkmadan şarabını bitiriyor ve sonra ikinci adıma geçiyor. Bir sürü yer gezmiş. Savaşa katılmış, ülkesini savunmak adına. Şimdi anlıyor ne kadar boş bir şey olduğunu aidiyet duygusu adına, ülke toprakları için öldürdüğü onca masum insana çektirdiği acıyı. O yüzden ülke bilinci de yok. Tanrı inancı da yok. Aşk desen, kadınlar hakkında ağır yorumları var ama onlarsız da yapamayacağının farkında. (DİKKAT! Feminist damarlarınızın kabaracağı bir çok cümle okuyacaksınız.) Bilgece konuşmaya çalışmayarak bilgece konuşan bir adam. Yenilgilerden korkmayan, her yenilgide daha da güçlenen, hayatla dalga geçen Alexis Zorbas.






Diğeri ise, kağıt faresi olarak anılıyor. Mutsuz bir yazar. Binlerce kitap okumuş, bir sürü konu hakkında sofistike düşünceleri var. Ancak harekete geçmek için cesareti yok. Kendi çemberinden dışarı çıkmaya korkan, kadınlarla konuşmaya çekinen, elini kolunu kendisi zincire vurmuş bir adam. Zorba'ya özeniyor, onun gibi olmak istiyor. Onla dost oluyor, onun hikayelerini dinleyip, hayatının yönünü değiştirmek istiyor. Zincirlerini kıramıyor, hiç bir yere ait olmadığı halde, koşamıyor. Zorba ona Patron diyor. Adı, Basil. 

Altını çizdiğim cümlelerden bazılarını sizlerle paylaşıyorum. Kitap Zorba'ın vurucu cümleleri ile dolup taşıyor. Sistemin kölesi olmuş bizlere hayatı sorgulatıyor. 

"Her insanın kendi deliliği vardır; bana öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır."


"'Vatanım' diyorsun... Kağıtların sana söylediği, incir çekirdeğini bile doldurmayan o boş sözlere kulak asıyorsun... Sen beni dinle; vatan var oldukça insan canavar kalacaktır, evcilleşmez canavar... Ama, şükür Tanrı'ya, kurtuldum, geçti! Ya sen?"

Yorumlar

Popüler Yayınlar