POSTED 4 YEARS AGO

hayatımda hiç iliklerime kadar mutluluğu hissetmemiştim ta ki onun ölü bedeninin önünde, elimde tuttuğum bıçaktan akan kan damlaları, o soğuk geceyi ılıtana dek. Suratımda kırık bir gülümsemeyle o donuk gözlere bakıyordum. Biraz daha yaşlanmış, kırışıkları belirginleşmiş gibiydi, mutluydu ya da huzurlu. Yaptığım bu biçimsiz kötülük ile onu kurtarmıştım ya da bu sadece iç savaşımın körüklenmesini engellemek için kendime yönelttiğim bir aldatmacaydı. İçimdeki beni susturmak, ikilemlere kapılmamak zorundaydım. Mutluydum ve öyle kalmalıydı, bu his ne bedenimi ne de ruhumu terk etmemeli, yerini suçluluğa bırakmamalıydı.
Hiçbir zaman genel-geçer “iyi” sıfatını edinemedim. İyi bir adam olamadım, olamam, olmak da istemem. Ruhumun derinliklerinde yüzleştiğim o beyaz adam, keskin bakışlarıyla öğretti bana kötülüğün nasıl bir haz olduğunu. Bu hazzı tattıktan sonra hiç düşünmedim; masumluğun, beyaz kumları, masmavi denizi olan bir kumsala benzeyebileceğini. Kötü kavramının göreceli olduğunu düşünmüştüm her zaman ama yarattığım son vaka ile beraber görecelik ortadan kalkmıştı. Onu neden öldürdüğümü hiç sorgulamadan yargılayacaktı beni insanoğlu. Bu yüzden o küçük kan gölünün oradan hemen uzaklaşmalıydım ama onun lanet gözlerine bakmadan duramıyor, ölü bedenini tekrar tekrar öldürmek istiyordum. O küçük gölden yansımama baktım, artık daha güçlü ve daha hissizdim. Öldüğünden emin olmalıydım..
Birileri beni bulup, dört duvar arasına hapsetmeden önce uzaklaşmalıydım oradan. Adımlarımı hızlandırmam gerekirken ona bir adım daha yaklaşmayı seçtim. Hep bir insanın ruhunu bedeninden ayırırken gözlerinin içine bakmanın nasıl bir his olduğunu merak ederdim. Bu merakımı giderecek kişi herhangi biri olabilirdi ama ben, bu kişiyi özel olarak seçtim. O an gözlerine bakmak istediğim başka bir kişinin olmadığını, doğru kişiyi doğru zamanda yakaladığımı hatırlıyorum.
Oradan uzaklaşmalı ve onun ağır, kirlenmiş bedenini orada bırakmalıydım. Gözlerim bir an için ellerine kilitlendi. Hep tertemiz olan elleri, kurumuş , çatlamış bir haldeydi. Eliyle yan taraftaki derme çatma barı gösteriyordu. Oraya baktım, bir işaret aradım. İğrenç ölü bedeni bile bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi. Lanet hayatı boyunca bana bir şeyler anlatmaya çalışmıştı. Anlamsızlığı anlamlandırmaya, beni değiştirmeye, idollerine benzetmeye çalışmış, başarısızlıkları sonucu benim başaramadığımı söylemişti. Bu düşüncelerle boğuşurken, birden oradan öylece uzaklaştım. Zihnimde dolu bir boşluk vardı. Uzun zamandır planladığım bu olay sanki beş dakikada tasarlanmış ve hayata geçmiş gibi ani olmuştu. Ilık gecenin sokaklarında hayatımı sorgulayarak yürümeye devam ettim. Yaptıklarımı önemsemiyordum. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar