ormandaki ruh.

Orada tek başıma duruyordum karanlık çökerken gecenin ılık saatlerine. Beynim uyuşuyor, gözlerim acıyor, ruhum daralıyor, bedenim parçalanıyordu. Orada tek başıma duruyor kaburgalarımı delen nefesimin sesini dinliyordum, hırıltılar, uzun nefesler, kısa nefesler. Sık ağaçların gövdelerinden bana seslenen ruhlar. Gövdelerinde beden bulmuş ruhların gözleri, siyah göz bebekleri ruhumu içeri çekiyor. Rahatsız edici rüzgarın uğultusu, ensemde gezen irkilme duygusu. 

Arkama önüme sağıma soluma bakmadan kaçıyorum. Kör gözlerim ruhların soğuk rüzgarında yön buluyor. Onların sesleri, onların dokunuşu. İçinden çıkamadığım bu girdap, beni içine çeken kara topraklar. Ruhumu ele geçiren ağaç gövdeleri. Yeşilliği çalmış toprak rengi. 

Yere düşüyorum. Dayanamadığım bu zorba ruhlar. Aradığım dinginliği benden çalan kara ruhlar. Siyah göz bebekleri ile benden çaldıkları tüm güzellikleri, İçi boşaltılmış ruhumdan kalanları paylaştılar aralarında.

Son adımımı atıyorum, çekmediler beni geri, kalabalık ormanın ölümcül ruhlarının arasına. Dışlanmış, yozlaşmış, itilmiş olarak attılar beni sahipsiz ormandan. 

Dönüp arkama baktım, kötü ruhların arasında kaybolacağını umduğum o yobaz ormana. harmanlanmış güneşin sıcaklığıyla, ayın ışığıyla. ruhlardan arınmış.  Gülümseyen yemyeşil ağaçlar,  killi topraklar. İçi oyulmuş bedenim çalınmış ruhumla.

Yorumlar

Popüler Yayınlar