50 saniye.
Gıcırdayan kapı yavaşça açıldı. Göz göze geldiler. Kalbinin sesini duyabiliyordu. Kalp atışlarının sesi orkestra gibiydi. Yavaş yavaş ona doğru yürüdü. Ellleri ellerine, dudakları dudaklarına değsin istiyordu. İlk adım heyecanı, göz bebekleri küçülüyordu. Terlemeye başladı. Tedirgin olmuştu. Korkmaya başladı. Kalbinin sesini duyamıyordu, durmuş muydu yoksa? Nabzını kontrol etti. Vücudu normal tepkiler vermiyordu. Bir anda durdu. Geri döndü ve gıcırdayan kapıya baktı. Gitmeliydi. Ona dokunmadan çıkması gerekiyordu o odadan. Arkasına bile bakmadan çıkıp gidecekti. Kapıya on metre, ona ise yüz metre uzaklıktaydı. Kapının tokmağını tutmak ve içindeki bu korkuyu atmak istiyordu. Soğuk kapı tokmağı terlemiş ellerine de iyi gelecekti. Bir saniye boyunca orada durdu. Kokusunu alıyordu. Burnunu kapattı, teslim olmak istemiyordu. Kapıya yanaştı, arkasına bakmamalıydı. Kuralları çiğnedi, döndü. Tekrar göz göze geldiler. Gülümsüyor muydu? Gözlerini kapattı. Nefes aldı. Titreyen ellerine kızıyordu şuan. Titreyen bacaklarına da. Başı dönüyordu. Bir anda ondan nefret etti. Gözlerini açtığında yok olmasını istedi. Yok olacaktı ve boş duvara baktığında sakinleşecekti. Onun gülen yüzünü görmeye tahammülü yoktu. Nefret. Saç tellerinde hissedebiliyordu. Arkasını dönmüştü artık, bir kez daha geri dönemezdi. Yaklaştı. Adım Adım. Hiç kıpırdamıyordu. O neden hiç adım atmıyordu. Şaşkındı. Bir melodi çalındı kulağına. Onu seviyordu. Tutku ile. Bakışları tekrar buluştu. Gözlerinin içi gülüyordu. Midesi uzay boşluğunda yok olmuştu. Tırnakları sızlıyordu. Dudakları uyuşmuştu. Ona dokundu. Ateş icat edildi. Etraf yanıyordu. Onu öptü. Toprak kaymıştı. Mutluluk kulaklarından akıyordu. Şiirler satır satır kulağına çalınıyor, hikayeler yeniden yazılıyordu. Fırtına kopmuştu. Artık kaybolmuştu.
Yorumlar
Yorum Gönder