Gypsy

Kaldırımın karşısında gözlerini bana dikmiş, sigarasından derin bir nefes çeken çiçekçi kadına yaklaştım. Yanına gidene kadar gözlerini benden ayırmadı. Neden yaklaştım bilmiyorum. Çiçek mi alacaktım, neden bana baktığını mı soracaktım? Sorular kafamda cevapları ararken kendi sesimi duydum.

- Tüm çiçeklerini alsam, ne kadar ödemem gerekir? 
Çiçekleri almak istemiyordum, hem o kadar param da yoktu. Nerden çıkarmıştım şimdi bu soruyu. Kadın da belalı bir tipe benziyordu. Fiyatı söylediğinde, "Teşekkürler ama almayacağım." deyip oradan uzaklaştığımda bir ıslık ile tüm ekibini başıma saracaktı. Tırnaklarının içi pislik dolu bir kadın gelip bana dokunacak, hatta yüzüme tükürecekti. Islak mendilim yanımda mı acaba diye geçirdim içimden. Acil durumlarda kullanmam gerekebilirdi. 

- Tüm çiçeklerimi almak mı istiyorsun? 
Haydi bakalım ne diyeceğim şimdi. "Yoo öylesine sordum." desem ıslık çalıp toplar mı ekibini? Kepeklerinin siyah kazağını beyaza çevirdiği, pis kokulu adam gelip bana dokunacak, hatta yüzüme bir yumruk atacaktı. Bu acıya hazırlıklı mıyım acaba diye geçirdim içimden. Ani durumlar karşısında atik olmam gerekebilirdi.

- Ne kadar ödemem gerekecek?
Kendimi durduramıyordum. Bu kadında bir şey vardı. Onun ile konuşmak istiyordum. Ondan korkuyor, iğrenç nefesine dayanamıyordum ama oradan ayrılamıyordum. Birilerinin beni adam akıllı pataklaması gerekiyordu belki de. Ama ilk bakışı o bana atmıştı. Karşıya geçmek için sokağın o tarafına baktığımda o zaten bana bakıyordu. Ben sadece bakışlarımı ayırmamıştım. İlk adımı o atmıştı. Şimdi de ekibini başıma saracak ve beni bir güzel döveceklerdi. 

- Çek git işine, beni oyalama, önümü kapama, haydii ikile!
O kadar yüksek sesle söylemişti ki, sokaktaki herkes dönüp bana bakmıştı. Ona daha da sinirlenmiştim. Beni yanına kendisi çekmişti, adam gibi bir soru sormuştum ve şimdi çekip gitmemi emrediyordu. Hem neden emrediyordu ki o bana, kim oluyordu ki o. Sadece bir soru sormuştum, cevabına göre ben kendime yol verecektim zaten. Şimdi ona hakkettiği cevabı vereceğim, tüm ekibini çağıracak ve cebimdeki tüm parayı alıp beni dövecekler. Altın saatim de kolumda onu da alırlar kesin.




- Soruma cevap vermediniz henüz.
İşte şimdi gözlerindeki kini gördüm. Onu gerçekten sinirlendirmeye başlamıştım. Filmin seansını da kaçırıyordum onun yüzünden. Durmuş burda onunla konuşmaya çabalıyordum. Zaten yeterince geç kalmıştım, bir bu eksikti. Bana gitmemi emretmeseydi, sadece fiyatı söyleseydi nolurdu? İlla kan aksın istiyordu belli ki. Ama benim de elim armut toplamıyor, sağ kroşemin tadına bakacaklardı. Üstüme tükürmesinden hemen önce ona öyle bir vuracaktım ki, tükürü boğazına kaçacak ve oracıkta ölecekti. 

Sadece gülümsüyordu. Cevap vermesi için yüzüne baktım, kaşlarımı çattım, sinirli olduğumu anlasın istiyordum. Hala yanıt vermiyordu. Eline bir çiçek aldı, içine çekerek kokladı, daha çok gülümsedi. Altın kaplama dişini görebiliyordum. Suratıma soru soran ifademi takınıp bir kez daha baktım gözlerimi üzerine dikip. Sakince gözlerini kapayıp, başını önüne eğip kaldırdı. Gözlerini açtığında orada değildim.






Yorumlar

Popüler Yayınlar