16 Temmuz 2016

Bugün sabah, işe gitmek için üstümü giyinirken, açık bir şey giymeyeyim, dolmuşta bir dangalak laf etmesin diye düşündüm. Nasıl bir karanlığın içine çekildiğimizi o saniyelerde fark ettim. Evet yıllardır var olan bir yobazlık aldı başını gidiyor ama son yaşananlardan sonra geleceğe umut ile bakmak ütopik bir hal aldı. Gelecekten korkmak bir yana, ben şuan yolda yürümekten bile korkuyorum, toplu taşımaya binmekten, sinemaya gitmekten, sahilde oturmaktan, var olmaktan korkuyorum. Ailem için korkuyorum, sevgilim için, arkadaşlarım için delicesine korkuyorum.

15 Temmuz 2016 günü saat 23:05'de uçağım Atatürk Havalimanına indi, telefonumu açtım, bir sürü mesaj ve arama ile karşılaştım. Hemen eve git, ne yapıyorsun, neredesin, dikkat et. Telefonum susmadı, kardeşim hava limanından çıkma, hemen bilet al İzmir'e gel diyor, daha ne olduğunu anlayamadan içimi korku sardı. Ne bir taksi, ne Havaş, evinize ulaşmak için hiç bir araç yok, sadece tanklar var kapının önünde bir sürü tank ve öbek öbek insan toplulukları. Telefonumun şarjı yok, sürekli nerede olduğumu merak eden yakınlarıma tek söyleyebildiğim "sarjım yok, eve varınca yazarım". Peki eve varabilecek miyim düşüncesi çıkmıyor aklımdan. Yollar kapalı, araçlar ters dönüyor, darbe oldu, evinize dönün diye bağırıyorlar. İnsanlara çağrı yapılmış, bir azınlık grubu önlemek için halktan medet uman bir yönetim tarafından. Sürü psikolojisi sokağa dökülmüşler, hepsinin evinde Türk bayrağı varmış almışlar ellerine sopaları ile beraber, tekbir çekiyorlar, camiler sala okuyor. Canavarlar sokaklarda nara atıyorlar. Arkadaşımın evine varıyorum, havada füzeler uçuyor, camlar sallanıyor, kanalların yayını kesiliyor, "halk" kanalı tekrar ele geçiriyor, canlı yayına çıkıyor, nefes nefese kalmış, kinini, hıncını kimi döverek çıkardıysa nefesi kesilmiş, spikerin mikrofonunu eline alıyor, askeri kelepçeledik, Allahuekber diyor. Allah ne alaka şimdi bir nefes al sakin ol. Kalplerinde bu kadar kötülük, ellerinde bu kadar kan ile, inanç çığlıkları atıyor, 20 yaşlarında daha bıyıkları terlememiş askerlere saldırıyorlar, bilinçsizce savaşıyorlar. O kadar pislik ki içleri, o kadar fanatikler ki, beyin sıvıları tükenmiş.Yönetim basın açıklaması yapıyor, damadını yanına almış bıyık altından gülüyorlar. Etrafları korumalar ile sarılı. Halk dışarıda "demokrasi" için mücadele veriyor. "Özgür" medya haber yapıyor, demokrasi zaferi diyor, bayram diyor. İçi sızlamıyor bile bu cümleleri yazarken. Onlarca insan hayatını kaybediyor. Kulağıma bir replik çalınıyor, "İnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir."

İşte bu fanatikler günlerce sokaklara düşüyor, zaferlerini kutluyorlar, yapılan katliamın kurbanlarının kanı hala yerdeyken.

Bu ülkede yaşadığım için korkuyorum. Korktuğum için kendime kızıyorum ama engel olamıyorum. Ötekileştirme diyorum kendime, yapamıyorum. Elimizden kayıp giden özgürlüğümüze üzülüyorum. Özgürlüğün için savaş, sineye çekme kendini diyorum ama korkuyorum, engel olamıyorum.






Yorumlar